
Ne istedim bu sabah biliyor musun?
Seher vakti serinliği işlerken içime,
Soluklanıp deniz kıyısının geceden kalma neminde,
Bakışlarının durgunluğunda yıkamak yüzümü..
Ve parmak uçlarımı ısıtan bir halka sıcak simiti
Martılarla paylaştığım kahvaltı şöleniyle güne başlamak..
Karşımda duran resmin mavisinden içeri dalıp gidebilmek..
Orhan Veli misali..
Uzak kıyıların ezgilerini toplasam gemilerin güvertesinden..
Belki de bir kilise çanı, bir sabah ezanı..
Hiç tatmadığım hüzünler bulaşsa ellerime..
Yerkürenin tüm yarım kalmış aşklarına gözyaşı diksem denizin lacivertinden..
Tayfaların bronz bilekleri kadar inançla sarılabilsem sabahın kadife halatlarına..
Bulutlar elektrik tellerine takılmasa hiç bugün..
Martı kanadından bir parça özgürlük çalsam..
Bir de söndürdüğüm günlerin en sevdiğim şarkısını çalsam sana ..
Kemanımın tellerinde yürürken çocukluğumu..
Avuçlarımda kirlenmemiş akşamüstlerinin sevinçleriyle..
Yüzüne bulaştırsam gözlerimdeki rengarenk sevdayı..
Yüzünden hiç çıkmasa gözümün izi..
Gökkuşağı bizi tutsa, biz tuttuğumuz dilekleri azad ederken..
Ömrümün arka bahçesinde dut ağacı mevsimi..
Çiçek açsa bir ansızlık vaktinde çocuk olmanın..
Radyoda kısa dalga, denizde uzun türkü köpürürken..
Akordeon kırmızısı ağlayış ve kahkahasında,
Mızıka yeşili isyanlarında mürekkebin..
Pencerede karanfil ötüşleri şiirin hiç susmasa..
Ve bir şafak vakti uçurduğum bu dilek,
Yanağında sabahlayan küçücük buse olsa..